Son güncelleme:
Bir konuşmayı tekrar tekrar zihinden geçirmek veya gelecekte kötü bir şey olacağını düşünmek yorucu olabilir. Düşünmek bazen çözüm üretmeye yardımcı olurken, aynı sorunun etrafında dönmek yeni bir adım atmayı zorlaştırabilir. Amaç zihni tamamen susturmak değil, bu döngüyle ilişkinizi fark etmektir. [1] [2]
Çözülebilir sorun mu, belirsizliğe ilişkin kaygı mı?
Kendinize “Şu anda yapabileceğim somut bir şey var mı?” diye sorabilirsiniz. Varsa küçük bir adım ve zaman belirlemek yardımcı olabilir. Şimdilik çözülemeyen bir ihtimalse onu tekrar tekrar düşünmenin sizi nereye götürdüğünü gözlemleyin. Kaygıları yazmak ve gün içinde sınırlı bir zaman ayırmak bazı kişiler için yararlı bir yöntemdir. [1]
Daha dengeli bir bakış denemek
Aklınızdan geçen düşünceyi bir olgu gibi kabul etmek yerine, hangi kanıtlara dayandığını ve başka bir açıklama olup olmadığını sorabilirsiniz. Amaç kendinizi zorla iyimser yapmak değildir. Örneğin “Her şeyi mahvettim” yerine, neyin zor gittiğini ve neyin düzeltilebileceğini ayrı ayrı ele almak daha somut bir değerlendirme sağlar. [2]
Dikkatinizi yaşama geri çevirmek
Kısa bir yürüyüş, günlük bir işe dönmek veya bulunduğunuz çevreye dikkat vermek düşünce döngüsünden çıkmayı kolaylaştırabilir. Her düşünceyi çözmek için saatler ayırmanız gerekmez. Denediğiniz bir yöntem işe yaramadığında bu bir başarısızlık değildir; farklı bir yaklaşım veya destek gerekebilir. [1] [2]
Bu durum OKB ile aynı mı?
Her tekrarlayan düşünce OKB değildir. Yoğun sıkıntı yaratan istenmeyen düşüncelere, tekrar tekrar kontrol etme veya zihinsel ritüeller gibi eylemler eşlik edebilir. Bu örüntüler çok zaman alıyor ya da günlük yaşamı etkiliyorsa uzman değerlendirmesi önemlidir. OKB hakkında ayrıca sitemizdeki “Takıntılı düşünceler” konu sayfasına bakabilirsiniz. [3]
Ne zaman destek alınabilir?
Döngü uyku, iş veya ilişkilerinizi etkiliyorsa, yoğun sıkıntı yaratıyorsa ya da kendi başınıza yönetmekte zorlanıyorsanız bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşebilirsiniz. Görüşmelerde düşüncelerin içeriği kadar onlara verdiğiniz tepkiler de ele alınır. [2] [3]
Kaynaklar
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; kişiye özel değerlendirme veya destek yerine geçmez.
Doç. Dr. Alper Çuhadaroğlu
Psikoterapist
